top of page

okul yolu

  • Yazarın fotoğrafı: Olgay
    Olgay
  • 25 May
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 26 May


Şimdi şurda sorsam kim bilir ne dayak hikayeleri çıkar.

Okulda cetvel yemeyen, kulağı bükülmeyen, favorileri yolunmayan, yanakları zonklamayan veyahut ?

 

Okul yolu düz gider.

Hocalarımız ağız burun düz girer ...

Öyle yıllardı o dönemler.

 

Bazı hocalarımız vardı mesela, Sözlü-Do 5.Dan sahibi.

Örneğin, Allah vermiye, tahtaya kaldırdı seni diyelim.

Sözlü yapacak.

Aman aman!

Gönül dünyamızda derin infiale yol açan sahneler.

İmtihan dünyası işte. N'apçan?

Dayaksız eğitim masal gibi bişeydi bizim zamanlarda.

"Hadi len! O iş anca filmlerde olur." dediğimiz şeyler olur ya.

Işınlanmak mesela. Hani “bir gün kesin olur ama şimdi değil”, dersin.

İşte “dayaksız okul” o türden bir bilim kurguydu bizim için.

Hele hele memleketimizin doğusunda.  

Ve 80ler, 90larda.

Ne yeri ne zamanı.

Kendimden bir örnek vermek isterim, müsaadeniz olursa.

Eyvallah.

...

Bildiğiniz en büyük öğretmeniniz kimdi sizin?

Mecazi değil, gayetlen ebat-beden ölçeğinde diyorum.

Benim örtmenim 2küsur meteordu.

Evet, aynen meteor gibi bi şeydi.

Geldi düştü bizim okula.

Güliver gibi alabildiğine boylu.

Ben de o aralar erişkin bir hobit kadarım .

...

Bir cuma günü, mesai çıkışı.

Bahçede toplandık , istiklal marşı ve kapanış yapacağız.

Biz sınıf başkanları da törenin asayişinden mesul cüceler olarak sıra aralarında dolanıp arkaaşlarımızı sevecenlikle tehdit ediyoruz. "La olm sussanıza ya. Vallaha idareye verrim haaa!"

 ...

Şşş sen ! gel lan buraya”, dedi biri.

Bir döndüm ki, bu bizim Güliver.

Acaba bu "lan" kim? diye merak ettim.

Etrafıma bakınıyorum. 

Aaa! Okul sırasındaki herkes de bana bakıyor.

Kırarım senin kafanı artiz!

O-ha! Bunu da bana bakarak söylüyor.

Biraz üstüme alındım tabi.

"Bana mı dediniz? Buyrun hocam?"

Bunu bir davet olarak algıladı Güliver hocam heralde ki gömleğin kolları sıvadı.

Dedim, "Dur, hemen olumsuz düşünme. Belki abdest tazeliyecek adam".

...

Tek adımda 4 metre atınca aramızdaki sosyal mesafe anında sıfırlandı.

Ağaç dibine düşen erik gibi kalıverdim Güliver hocanın gölgesinde.

Saygısızlık olmasın diye göz teması kurmak maksadıyla kafamı daha 80-85 derece yukarı kaldırmamışım ki bunlar 6 kişi bana bi daldılar.

Kafama sopalarla nasıl indiriyorlar var ya.

Ama ayıptır yani.

Limon kadar kafamız var.

Sen niye odunla vuruyosun ki?

Vitamini ölüyo sonra.

...

Bu arada ben de boş durmuyorum tabi.

Dilim döndüğünce diyalogu canlı tutmaya gayret ediyorum.

"OYY! VAYY! AAH! ANAAM".

Resmen jeneriklik dövüyorlar.

İzleyenler için görsel bir şölen adeta.

Şunu da söylemem lazım, ben de destansı bir performans sergiliyorum hani.

Bu konuda hiç mütevazi olamıycam.

Adam vuruyor, ben milim kıpırdamıyorum.

Zopanın 3. saniyesinde ben farkettim ki, kıpırdayamamamın asıl sebebi, Güliver hocamın ayağıma basıp beni zemine sabitlemesiymiş.

Bu tekniği Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eserlerinde çok sık görürüz.

Zemin kazıklama diyoruz.

Zemini sağlam tut, gerisi hikaye zaten.

Adama bravo diyorum.

Mimar Sinan’a değil tabi, Güliver hocama.

Olağanüstü motive vuruyor adam.

Ve çaktıkça gevşiyor huzur buluyor adeta.

Çok enteresan bi şey.” diye düşündüm.

Resmen adamın sinirini alıyorum ben.

İnsanlar üzerinde rahatlatıcı bir etkim olduğunu söylerlerdi ama ben onu hep iltifat olarak almışımdır.

Neyse…

Ben darbeyi soldan alınca okulun sağındaki ssk hastanesini, sağdan alınca da soldaki camiyi görüyorum.

Fokusum dağıldı bir an. “Oha! ssk’nın sıvaları ne kadar dökülmüş.”.

Cami, ssk, cami, ssk ...

"Hmm… Önce hastaneye kaldıracaklar sonra gasilhaneye sanırsam..." diye aklımdan geçiriyordum ki birden bire artık sağda nenemi solda dedemi görmeye başladım.

Rahmetlilerin burda ne işi var ya?

Senin bir gözün toprağa bakıyor.” diyor dedem.

Mecaz sandım ama değil, harbi öyleymiş.

Meğer hocamın hevesi geçince beni bırakıyor.

Ben de fırsattan istifade yere çakılıyorum, sol yanak hem zemin.

Gözün toprağa bakıyor.” diyen de katarsis geçiren canım arkaaşlarımmış, dedem değil.

Gerginlik anında gereksiz gelen şakalaşmalar işte. Ehi ehi…

Hep beraber nasıl gülüyoruz.

Sonra 2 yandan koluma girdiler.

Kulak sıvım yayık ayranına döndüğünden dengemi tutturamıyorum.

Dedim "Ya böyle odun vurmak nedir ya?"

"Ne odunu olm?" dedi arkaaşım.

"Bilemiyorum. Tomrukluydu. Gürgen olabilir."

"Elleriyle dövdü seni adam, Olgay." dedi biri.

"Vaaay. 'Ellerine sağlık’ mı demek lazım bu durumda Muratım?" dedim

"Ben Sebahat, Olgay" dedi Murat.

Şakayı bi bırak ya. Sırası mı şimdi?”.

Sesini de aynı Sebahat'e benzetiyor hayta.

Arkaaşlarım üzülmesinler diye belli etmiyorum ama çok halsizim.

Üstümde bir kırıklık var.

Başım da nası zonkluyor.

Bi yerden virüs mirüs kaptık kesin.

Ya öksürürken ağzınızı bi kapatmadınız abi. Bize de bulaştırdınız?

Hocam, Olgay arkaaşımız beyin ölümü olmuş.” dedi biri.

"Bi ıhlamur alabilir miyim?" dedim bizim matamatikçiye.

"Layn nası çakmışsın çocuğa ayarsız ayarsız. Takdirnameli çocuk süt danasına dönmüş." dedi matamatikçi Güliver abiye.

Sıcağı sıcağına fark etmemişim ama 2küsurmetre kişilerin elleri de vakfıkebir ekmeği kadar oluyomuş.” dedim Murat’a.

Hâlâ daha “Sebahat’im ben.” diyor adam.

Cık cık cık.

Benim bi ıhlamur vardı hocam.” diye matamatikçiye hatırlattım.  

"Güliver geri geliyooo!" diye ciğikledi biri.

O anda koluma giren can dostlarım pırr diye havalandılar .

Göç mevsimi gelmiş, hepsi güneye uçuyor demek.

Ama şu an ben coğrafya falan uğraşamıycam dedim ve "Eeh yeter lan!" diye bağırdım.

Attım kendimi yere, aldım cenin pozisyonumu.

Acılarım bu kadar tazeyken müdürü gelse tanımam.

Kimse kusura bakmıycak aga, ‘hazırolda’ dayak devri bitti.” diye tavrımı koydum.

Güliver, “Ya sen sınıf başkanımıymışsın, öyle mi?” dedi tepeden bakan bir tavırla.

Ben: ….

Şşş, kalk yerden evladım.” diyor.

Ayağıyla döşümü dürtünce, anladım ki bana diyor.

Kolları hafif aralayıp baktım ama dizlerden yukarısını seçemiyorum.

Benim retina da içe göçmüş hafiften.

Kulaktan bi sağlam üfleseler geri şişer aslında ama, işte ilk yardım dersini dinlemiyor ki kimse.

Hep kaynatıyorlar.

 ...

Sınıf başkanı mısın sen?” diyor yine

Şu an tam çıkaramadım hocam . Ben bi araştırayım, size dönerim.

"İvit hicim, sinif bişkinimiz kindisí." dedi ispiyoncunun teki.

Kusura bakma ya. Ben de sandım ki sen arada öyle keyfine dolaşıyon. O yüzden öyle biraz şey oldu.”

Gözlerim doldu, boğuzum düğümlendi. Çok içli konuştu adam bea...

Bi şey oldu mu dedi?” şefkatle.

Bi şey oldu mu, he mi,  benim duyarlı Güliverim?”, dedim içimden.

Hocam şimdi şöyle...” diycektim ki, “Taam hadi uzatma kalk. İstiklal marşı okunuyor.

"Ses veriyorum. Korkmaaa..." dedi müzük örtmenimiz .

Öyle bir kalkmışım yerimden.

İstiklal gazisi gibi okudum marşı o gün.

Boğuzlarımı yırtarcasına haykırıyorum....

Çakma kurban olayıııım ....

...Ne bu şiddet, bu celal ...

...olmaz dökülen kanlarımız ...

Akif sanki benim dayağı dökmüş dizelere...

 

 
 

© olgay.com 2026 - İçerikler izinsiz kullanılamaz.

bottom of page